BALYOZLA DEMOKRASİ KURULMAZ!
Av. Başar YALTI / İstanbul Barosu
BAROLARI ELE GEÇİRMEK YA DA "AHLAKSIZ TEKLİF"
Av. Başar YALTI / İstanbul Barosu
KENTSEL DÖNÜŞÜM VE YOL AÇACAĞI SORUNLAR
Av. Başar YALTI / İstanbul Barosu
Tüm Makaleler
 
 
 
CMK 231. MADDEYE YAPILAN EKLEMENİN DİSİPLİN HUKUKU BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

25 Temmuz 2010 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı TERÖRLE MÜCADELE KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN’un 7 nci maddesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının sonuna Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.” cümlesi eklenmiştir.

 

6008 sayılı Yasanın geçici 2 nci maddesiyle de; “Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olanların, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren onbeş gün içinde mahkemeye başvurmaları halinde, mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı geri alınır ve Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin yedinci fıkrasındaki kayıtla bağlı olmaksızın, başvuruda bulunan sanık hakkında yeniden hüküm kurulur.” Şeklinde bir düzenleme yapılmıştır.

 

Bu durma göre, daha önce yapılan yargılamalarda hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilenler yargılandıkları Mahkemeye başvurarak haklarında yeniden karar verilmesini isteyebileceklerdir.

 

Böyle bir başvurunun yapılabilmesi için son başvuru tarihi 09 Ağustos 2010 tarihidir.

 

Bilindiği üzere, 6008 sayılı Yasadan önce, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı, sadece itiraz etmek mümkün olabiliyordu. Bu kararlar temyiz edilmeden kesinleşmiş kabul ediliyordu. Hukuksal bir sonuç doğurmasa da, bir saptama şeklinde olsa da, Yargıtay denetiminden geçmeden verilen ancak açıklanmayan ceza hükmü, birçok bakımdan sakınca taşıyordu. Bu sakıncalar değerlendirilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını, sanığın talebine bağlı kılınan yasa değişikliğini olumlu bulduğumuzu belirtmek istiyoruz.

 

Yasa değişikliği birçok konuda yenilik yaratacak niteliktedir. Biz bu kısa yazıda, yasa değişikliğinin disiplin hukuku bakımından yaratacağı sonuçlara değineceğiz.

 

Avukatlık Yasasının “CEZA KOVUŞTURMASININ DİSİPLİN CEZALARINA TESİRİ” başlıklı 140. Maddesinde, disiplin işlem ve kararına konu teşkil edecek bir eylemde bulunmuş olan avukat hakkında aynı eylemlerden dolayı ceza mahkemesinde dava açılmış ise, avukat hakkındaki disiplin kovuşturması, ceza davasının sonuna kadar bekletilir, kuralına yer verilmiştir.

 

Bu gibi durumlarda Disiplin Kurulları Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmesini beklemek zorundadırlar. Disiplin cezasının verilip verilmeyeceği, ceza mahkemesinin kesin hükmü çerçevesinde karara bağlanmaktadır.

 

Baro Disiplin Kurullarının ve Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun uygulamalarında, hakkında ceza soruşturmasıyla birlikte disiplin soruşturması açılanlardan ceza yargılaması sonucunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen avukatlar hakkındaki disiplin yargılaması bu kararın kesinleşmesinden sonra sürdürülmekteydi. Böyle durumlarda, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun, ceza mahkemesi hükmün açıklanmasını geri bırakmış olsa dahi, Mahkemenin, suçu sabit gördüğü yönünde bir tespit yaptığı kabul edilerek, disiplin cezası uygulanması gerektiği yönünde içtihadı olduğu biliniyor.

 

6008 sayılı Yasanın getirdiği yenilik karşısında, geçici 2. Madde gereğince 15 gün içerisinde (09.08.2010 tarihine kadar) mahkemesine başvurarak hükmün açıklanmasını isteyenler, aynı zamanda kararı temyiz etme olanağına kavuşacaklardır. Bu durumda, açıklanan ceza hükmü kesinleşmemiş olacağından, 140. Madde gereğince, Disiplin Kurullarının bu tür dosyalar üzerinde işlem yapma olanağı ortadan kalkacak, mahkeme kararının kesinleşmesini bekleme zorunluluğu doğacaktır. Bu nedenle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına bağlı olarak, hakkında disiplin cezası uygulananlar, geçici 2. Maddeden yararlanırlarsa, Disiplin Kurulundan, haklarında verilen kararın gözden geçirilmesini isteme hakkına sahip olacaklardır.

 

Henüz haklarında bir karar verilmemiş olanlar için ise Disiplin Kurulunun Avukatlık Yasası 140. Madde gereğince bu durumu bekletici mesele yapması zorunludur.

 

Aynı şekilde, Baro Disiplin Kurulu tarafından hakkında karar verilmiş olup, itiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu önüne gelen dosyalar için ise öncelikle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı hakkında, 6008 sayılı Yasanın Geçici 2. Maddesine göre bir başvurunun olup olmadığı araştırılacak, eğer 6008 sayılı Yasanın Geçici 2. Maddesine göre bir başvuru yapılmış ise ceza mahkemesi kararının temyiz edilip edilmediği sorulacak, bu halde mahkeme kararının kesinleşmesinin beklenmesi için Baro Disiplin Kurulu kararının bozulmasına karar verilmesi gerekecektir.  

 

Bu durumun pratik sonucu avukatların lehinedir. Bilindiği üzere, Avukatlık Yasasının 90. Maddesi gereğince,  haklarında avukatlığa engel bir suçtan dolayı son soruşturma açılmasına karar verilmiş veya geçmiş beş yıl içinde disiplin kurulunca verilerek kesinleşmiş bir kararla kınama, para veya işten çıkarılma cezalarıyla cezalandırılmış olanlar Yönetim Kurulu Üyesi olamazlar ve diğer organlara seçilemezler.

 

Yasa değişikliğinden yararlanarak Mahkemesinden geçici 2. Madde gereğince, hükmün açıklanmasını isteyip temyiz edenlerden, Disiplin Kurulu tarafından kınama ve para cezası ile cezalandırılan avukatlar hakkındaki kararlar, haklarındaki ceza mahkemesi kararı kesinleşmeden disiplin cezası uygulanamayacağı için bozulması gerektiğinden, Baro organlarına seçilme hakkına yeniden kavuşmuş olacaktır. Bu olanak, sadece hakkında kınama ve para cezası uygulanmış olanlar bakımından mümkün olup, tedbiren işten yasaklananlar ve haklarında avukatlığa engel bir suçtan dolayı son soruşturma açılmasına karar verilmiş olanlar için böyle bir olanak bulunmamaktadır.

 

Son olarak şunu da belirtmekte yarar görüyoruz. 231. Maddeye yapılan eklemeden sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına sanığın talebine bağlı olarak karar verileceğinden, sanık artık, benim iradem dışında böyle bir karar verildi şeklinde bir iddiada bulunamayacağından, bu durumda Disiplin Kurulu, eylemin mahkeme hükmü ile sabit görüldüğünü kabul ederek kararını vermesi gerekecektir. Ancak Disiplin Kurulu, mahkemenin kararını dikkate alarak Şikayetli Avukat hakkında ceza verilmesi yönünde bir eğilimde olursa, cezanın alt sınırdan verilmesi için taktir hakkını kullanmasının hakkaniyete uygun olacağı görüşündeyiz. 

 

 

Av. Başar YALTI
[Başa Dön]
 

  Anasayfa | Hakkımızda | Çalışma Arkadaşlarımız | Forum | E-Müvekkil | İletişim

Yaltı Hukuk Bürosu 2009 ©
Bu sitede bulunan her türlü bilgi, yazı ve yapılan açıklamalar bilgilendirme amaçlıdır. Reklam amacı taşımaz. Bu nedenle, haksız rekabet yaratıldığı şeklinde algılanmamalı ve yorumlanmamalıdır. Ziyaretçiler ve Müvekkillerin, Sitede yayımda olan bilgiler nedeniyle zarara uğradıkları iddiası bakımından Hukuk Büromuz herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Sitede yayımlanan yazı ve makalelerden kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Sitemize link verilmesi için yazılı olur alınması gerekmektedir.
Web sitesinin güvenliği Arena Guard tarafından sağlanmaktadır.
Arena Yazılım E-müvekkil Avukat Web Sitesi